Ören Derneği 13 Mayıs Anneler Gününde boğaz tekne turu düzenledi
Ramazan ÖNCÜ...Ölüm üzerine
Ramazan ÖNCÜ...Ölüm üzerine
Bu yazı 05 ARALIK 2011, Pazartesi 17:07:48
eklenmiştir. 1411 kez okunmuştur.
Yazar : Misafir Kalemler
Yeni haber aldığım genç bir ölüm haberidir bu yazıyı yazdıran. Ölümün sebep olduğu yıkımdan çok insanlara verdiği acıdır. Artık eskisi gibi uykusunda huzur içinde ölenlerin sayısının azlığıdır.
RAMAZAN ÖNCÜ
ÖLÜM ÜZERİNE ...
Seneler geçtikçe, daha çok şey öğrenip, insan vücudunu daha iyi tanıdıkça, karşımıza çıkan sorunların şekli ve büyüklüğüdür.
Hiç duymadığımız, hayal bile edemeyeceklerimizin insanların başına gelmesidir.
Aslında kötüsü, aynı yaşam gibi ölümün de insanlar için olduğunun kabulü ama şekline itirazdır galiba.
Yaşam şartları iyileştikçe ölüm şekilleri mi çoğalıyor, şartlar kötüleştikçe ölümlerin şekli mi çirkinleşiyor anlamaya çalışıyorum. Bardağa dolu tarafından da boş tarafından da baksak aynı mı oluyor?
Adı gibi soğuk ölüm. Üzerine yazı yazmak zor.Adı gibi zor ölüm, üzerine yazılan tüm yazılar da soğuk.
Zenginleşiyoruz her geçen gün. Bilgi olarak, birikim olarak, geçmiş olarak, yaşam olarak ve bir de hastalık olarak.
Ölümün çeşitleri o kadar arttı ki, her şey sıradan hale gelmeye başladı. Hiç bir şey için zihnimizi yormamız, zorlamamız gerekmiyor. Her şey mümkün, sıradan, sanki hep vardı, var olacak.
Oysa ben masallardaki hayatları özlüyorum. Prensin öpücüğüyle dirilen prensesleri, aç kalsa da, soğuktan donsa da hep yaşayanları. Ölenlerin yüzlerine yerleşen huzur dolu görüntüyü, mutlu gülümsemeyi özlüyorum.
Trafik kazaları, teknolojik yaralar, trajik ölümler, hastalıkların olmadığı zamanlar var mıydı dünyada? Yoksa hayal ettiklerim gerçekten masal mı?
Ölüm masallarda bile zor belki ama orada en azından şimdiki kadar acımasız, gösterişli değil.
Şimdi ölümde asalet yok. Öldükten sonra bunun ne önemi var demeyin, ölümün de hayırlısı olsun demez miyiz hep.Yaşam için verilen tüm çabaların, sonunda aynı noktaya vardığını düşünürsek, yaşamın en temel gerçeğini karşımıza almış olur muyuz?
Oluruz?
Nedir yaşamın en temel gerçeği, bir gün bitecek olması mı?
Başladığı anla birlikte biteceği ana kadar geçen sürenin nasıl olduğu mu?
Sonumuzun ne zaman, nasıl geleceğini bilemezken, hangi standartlar koymalı yaşama devam etmek için? Ya da tüm standartları kaldırmak mı gerek sadece yaşayabilmek adına.
Bu soğuk bir yazı ölüm üzerine yazılan.
Karanlık belki de. Okunması zor.Keyifsiz, renksiz, ölüm kadar soluk.
Vazgeçemediğimiz hayatın izleri var bu yazıda, kabul edemediğimiz gerçeklerin.
Yaşamda yokmuş gibi davrandıklarımızın, hep olmasını istediklerimizin ama olamayanların yazısı.